İçeriğe atla

YÖKDİL Sağlık Bilimleri Kelime Listesi ve Klinik Terimler

YÖKDİL Sağlık Bilimleri sınavında en çok çıkan klinik terimler, tıbbi araştırma kelimeleri ve farmakolojik kavramlar. Türkçe anlamları, örnek cümleler ve kelime aileleriyle kapsamlı rehber.

14 dk okuma

Sağlık Bilimleri Alanında Kelime Bilgisi Neden Kritik?

YÖKDİL Sağlık Bilimleri sınavı, tıp, hemşirelik, eczacılık, diş hekimliği, fizyoterapi ve halk sağlığı gibi alanlardan seçilmiş akademik metinlere dayanır. Bu metinleri doğru ve hızlı anlayabilmek için hem genel akademik İngilizce kelime dağarcığına hem de alana özgü klinik terminolojiye hakim olmanız gerekir.

Aşağıda YÖKDİL Sağlık Bilimleri sınavında sıkça karşılaşılan terimleri kategorilere ayırarak sunuyoruz. Her bir kelimeyi bağlam içinde, örnek cümlelerle birlikte öğrenmek, ezbere dayalı çalışmadan çok daha kalıcı sonuçlar verir.

Kelime Çalışma Prensibi

Sağlık bilimleri terimlerini izole olarak değil, kelime aileleri ve tıbbi bağlam içinde öğrenin. Bir terimin isim, sıfat ve fiil formlarını birlikte çalışmak, sınavda karşınıza hangi formda çıkarsa çıksın tanımanızı sağlar.

Klinik Tıp ve Hasta Bakımı Terimleri

diagnosis /ˌdaɪ-əɡ-NOH-sɪs/

Tanı, teşhis; hastalığın belirti ve bulgulara dayanarak belirlenmesi

"Early diagnosis of cancer significantly improves the patient's chances of survival."

prognosis /prɒɡ-NOH-sɪs/

Öngörü, seyir tahmini; hastalığın muhtemel gidişatı hakkındaki tıbbi öngörü

"The prognosis for patients with early-stage diabetes is generally favourable with proper management."

symptom /SIMP-təm/

Belirti, semptom; hastanın hissettiği ve bildirdiği rahatsızlık işareti

"Fatigue and shortness of breath are common symptoms of iron deficiency anaemia."

chronic /KRON-ɪk/

Kronik, süreğen; uzun süre devam eden (hastalık veya durum)

"Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) is one of the leading causes of death worldwide."

acute /ə-KYOOT/

Akut, ani başlangıçlı; şiddetli ancak kısa süreli (hastalık veya durum)

"The patient was admitted to the emergency department with acute abdominal pain."

prevalence /PREV-ə-ləns/

Yaygınlık, prevalans; belirli bir zaman diliminde bir hastalığın toplumdaki oranı

"The prevalence of type 2 diabetes has increased dramatically over the past two decades."

morbidity /mɔːr-BID-ɪ-tee/

Hastalık oranı, morbidite; bir hastalığın toplumda görülme sıklığı veya hastalık hali

"High morbidity rates associated with malaria continue to challenge healthcare systems in tropical regions."

remission /rɪ-MISH-ən/

İyileşme dönemi, remisyon; hastalık belirtilerinin azalması veya geçici olarak kaybolması

"After six months of chemotherapy, the patient achieved complete remission."

Kelime Ailesi

diagnose

Verb
diagnose — teşhis etmek, tanı koymak
Noun
diagnosis — tanı, teşhis
Adjective
diagnostic — tanısal, teşhise yönelik
Noun
diagnostics — tanı yöntemleri, diagnostik bilimi

Tıbbi Araştırma ve Epidemiyoloji Terimleri

clinical trial /KLIN-ɪ-kəl traɪəl/

Klinik deneme/çalışma; bir tedavinin etkinliğini ve güvenliğini test etmek için yapılan kontrollü araştırma

"The new vaccine underwent rigorous clinical trials involving over 30,000 participants."

placebo /plə-SEE-boh/

Plasebo; tedavi etkisi olmayan ancak kontrol grubu olarak kullanılan madde

"In the double-blind study, half of the participants received the drug while the other half received a placebo."

efficacy /EF-ɪ-kə-see/

Etkinlik, etkililik; bir tedavinin kontrollü koşullarda istenen sonucu üretme kapasitesi

"The efficacy of the new antibiotic was demonstrated in a randomised controlled trial."

adverse effect /AD-vɜːrs ɪ-FEKT/

Yan etki, advers etki; tedavinin istenmeyen olumsuz sonucu

"Patients should be monitored for adverse effects, including nausea and dizziness."

incidence /IN-sɪ-dəns/

İnsidans, görülme sıklığı; belirli bir sürede yeni vaka sayısı

"The incidence of lung cancer is significantly higher among smokers than non-smokers."

epidemiology /ˌep-ɪ-dee-mee-OL-ə-jee/

Epidemiyoloji; hastalıkların toplumda dağılımını ve nedenlerini inceleyen bilim dalı

"Epidemiology plays a crucial role in identifying risk factors for infectious diseases."

cohort /KOH-hɔːrt/

Kohort; bir araştırmada ortak özelliğe sahip birey grubu

"The cohort study followed 5,000 individuals over a period of ten years to assess cardiovascular risk."

Kelime Ailesi

infect

Verb
infect — bulaştırmak, enfekte etmek
Noun
infection — enfeksiyon, bulaşma
Adjective
infectious — bulaşıcı
Adjective
infected — enfekte olmuş

YÖKDİL · Sağlık Bilimleri Stratejisi

Sınavda “incidence” ve “prevalence” terimleri sıkça karıştırılır. Incidence belirli bir dönemde ortaya çıkan yeni vaka sayısını, prevalence ise belirli bir anda mevcut toplam vaka sayısını ifade eder. Bu ayrımı bilmek, epidemiyoloji metinlerini doğru anlamak için kritiktir.

Farmakoloji ve İlaç Terimleri

dosage /DOH-sɪj/

Dozaj; ilacın miktarı, uygulama sıklığı ve süresi

"The physician adjusted the dosage based on the patient's response to the medication."

contraindication /ˌkɒn-trə-ɪn-dɪ-KEY-shən/

Kontrendikasyon; bir tedavinin uygulanmaması gereken durum

"Pregnancy is a contraindication for the use of certain antibiotics."

administer /əd-MIN-ɪ-stər/

Uygulamak, vermek (ilaç veya tedavi); yönetmek

"The nurse administered the injection intravenously as prescribed by the doctor."

therapeutic /ˌther-ə-PYOO-tɪk/

Terapötik, tedaviye yönelik; iyileştirici

"The therapeutic benefits of regular exercise in managing depression are well documented."

pharmaceutical /ˌfɑːr-mə-SOO-tɪ-kəl/

Farmasötik, eczacılığa ilişkin; ilaç endüstrisine ait

"The pharmaceutical industry invests billions annually in research and development."

Kelime Ailesi

prescribe

Verb
prescribe — reçete yazmak, ilaç vermek
Noun
prescription — reçete
Adjective
prescriptive — kural koyucu, reçeteye dayalı
Adjective
prescribed — reçete edilmiş, belirlenmiş

Anatomi ve Fizyoloji Terimleri

inflammation /ˌɪn-flə-MEY-shən/

İltihap, enflamasyon; vücudun hasar veya enfeksiyona verdiği bağışıklık tepkisi

"Chronic inflammation is increasingly recognised as a contributing factor to cardiovascular disease."

metabolism /mə-TAB-ə-lɪ-zəm/

Metabolizma; vücutta besinlerin enerjiye dönüştürülmesi süreci

"Thyroid hormones play a key role in regulating the body's metabolism."

pathogen /PATH-ə-jən/

Patojen; hastalığa neden olan mikroorganizma (bakteri, virüs, mantar vb.)

"Identifying the pathogen responsible for the outbreak is the first step in controlling its spread."

benign /bɪ-NAYN/

İyi huylu, selim; kanserleşme riski olmayan (tümör); zararsız

"Fortunately, the biopsy revealed that the tumour was benign and did not require surgery."

malignant /mə-LIG-nənt/

Kötü huylu, habis; kanserli, çevreye yayılma eğiliminde olan (tümör)

"Malignant tumours can metastasise to other parts of the body if not treated promptly."

congenital /kən-JEN-ɪ-təl/

Doğuştan, konjenital; doğumda mevcut olan (hastalık veya durum)

"Congenital heart defects affect approximately 1 in every 100 newborns."

YÖKDİL · Sağlık Bilimleri Stratejisi

“Benign” ve “malignant” kelimeleri sınavda sıkça karşınıza çıkar. Bu terimleri yalnızca tümör bağlamında değil, genel anlamlarıyla da bilin: benign genel olarak “zararsız, iyi huylu” anlamına gelirken, malignant “kötücül, zarar verici” anlamında da kullanılır.

Halk Sağlığı ve Sağlık Politikası Terimleri

immunisation /ˌɪm-yə-naɪ-ZEY-shən/

Bağışıklama, aşılama; bağışıklık kazandırma süreci

"The national immunisation programme has significantly reduced the incidence of measles in children."

screening /SKREE-nɪŋ/

Tarama; hastalığı erken aşamada tespit etmek için yapılan sistematik test

"Regular screening for cervical cancer is recommended for women aged 25 to 65."

rehabilitation /ˌree-hə-bɪl-ɪ-TEY-shən/

Rehabilitasyon; hastalık veya yaralanma sonrası iyileşme ve işlev kazanma süreci

"The patient underwent a comprehensive rehabilitation programme following the stroke."

mortality /mɔːr-TAL-ɪ-tee/

Ölüm oranı, mortalite; belirli bir nüfusta ölüm sayısının oranı

"Infant mortality rates have declined sharply in developed countries over the past century."

Kelime Ailesi

immune

Adjective
immune — bağışık, muaf
Noun
immunity — bağışıklık
Verb
immunise — bağışıklık kazandırmak
Noun
immunisation — bağışıklama, aşılama

Tıbbi Terim Kökleri: Bilmediğiniz Kelimeleri Çözmenin Anahtarı

Tıbbi terminolojinin büyük bölümü Latince ve Yunanca köklerden türemiştir. Bu kökleri bilmek, daha önce hiç karşılaşmadığınız bir terimin anlamını bağlamdan çıkarmanızı kolaylaştırır.

Bu kökleri birleştirerek anlam çıkarabilirsiniz: cardio (kalp) + myopathy (kas hastalığı) = cardiomyopathy (kalp kası hastalığı). Sınavda ilk kez gördüğünüz terimlerde bu yöntem hayat kurtarıcı olabilir.

Alan Bazlı Kelime Grupları

Sağlık bilimleri kelimelerini konularına göre gruplandırarak çalışmak, hafızada kalıcılığı artırır:

  • Hasta değerlendirmesi: symptom, sign, diagnosis, prognosis, assessment, evaluation, physical examination
  • Tedavi ve müdahale: treatment, therapy, intervention, surgery, rehabilitation, dosage, administer
  • Epidemiyoloji: prevalence, incidence, outbreak, pandemic, endemic, mortality, morbidity, cohort
  • Farmakoloji: prescription, contraindication, adverse effect, efficacy, pharmaceutical, dosage, placebo
  • Anatomi ve patoloji: inflammation, pathogen, benign, malignant, congenital, chronic, acute, lesion

Kelime Çalışma Stratejisi

Günlük Rutin Önerisi

Her gün 10-15 yeni sağlık terimi öğrenin ve bunları tıbbi bağlam içinde kullanarak cümle kurun. Haftada bir, öğrendiğiniz tüm terimleri gözden geçirerek aralıklı tekrar (spaced repetition) uygulayın. Bu yöntem, 3 aylık bir çalışma süresinde 800-1000 alana özgü terimi kalıcı olarak öğrenmenizi sağlar.

Kelime çalışırken şu adımları takip edin:

  1. Bağlam içinde öğrenin: Terimi bir tıbbi metinde görerek öğrenmek, izole ezberlemeye göre 3-4 kat daha kalıcıdır.
  2. Kelime ailelerini birlikte çalışın: diagnose, diagnosis, diagnostic gibi aynı kökten türeyen kelimeleri bir arada öğrenin.
  3. Tıbbi ön ek ve son ekleri ezberleyin: 20-30 temel ön ek ve son ek bilgisi, yüzlerce terimi çözmenize yardımcı olur.
  4. Eş anlamlıları gruplayın: alleviate / relieve / mitigate gibi yakın anlamlı kelimeleri birlikte öğrenin; sınavda eş anlam sorularına hazırlıklı olun.
  5. Düzenli tekrar edin: Her hafta öğrendiğiniz kelimeleri test edin. Aralıklı tekrar yöntemi, uzun vadeli hafızaya yerleşmeyi sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

1 YÖKDİL Sağlık Bilimleri sınavında kaç kelime bilmem gerekir?
YÖKDİL Sağlık Bilimleri sınavında yüksek puan almak için yaklaşık 3000-4000 genel akademik kelime ve 800-1000 alana özgü tıbbi terim bilmeniz önerilir. Sınavda doğrudan kelime sorusu olmasa da, metinlerdeki klinik terminolojiye hakimiyet okuma anlama başarınızı doğrudan etkiler.
2 Sağlık bilimleri kelimelerini en etkili nasıl çalışabilirim?
Kelimeleri tek başına ezberlemek yerine tıbbi bağlam içinde öğrenin. PubMed özetleri, WHO raporları ve The Lancet gibi dergilerin popüler bilim yazılarını okuyarak hem kelime dağarcığınızı genişletin hem de akademik metin okuma hızınızı artırın. Her gün 15-20 dakikalık düzenli okuma büyük fark yaratır.
3 YÖKDİL Sağlık Bilimleri ile Fen Bilimleri kelime listeleri arasında fark var mı?
Evet, önemli farklılıklar vardır. Sağlık Bilimleri metinleri klinik tıp, hemşirelik, eczacılık, fizyoterapi ve halk sağlığı alanlarından gelir. Fen Bilimleri ise fizik, kimya, biyoloji ve mühendislik ağırlıklıdır. Ortak akademik kelimeler (hypothesis, significant, correlation gibi) her iki alanda da çıkar, ancak alana özgü terminoloji tamamen farklıdır.
4 Tıbbi terimlerin köklerini öğrenmek sınavda işe yarar mı?
Kesinlikle. Tıbbi terminolojinin büyük bölümü Latince ve Yunanca köklerden türemiştir. Örneğin 'cardio-' (kalp), 'neuro-' (sinir), '-itis' (iltihap), '-ectomy' (çıkarma) gibi ön ek ve son ekleri bilmek, daha önce hiç görmediğiniz bir terimin anlamını tahmin etmenizi sağlar.

İlgili Yazılar

Haftalık Bülten

Bültenimize Katılın

Sınav ipuçları, yeni içerikler ve özel kaynakları doğrudan e-postanıza alın.